Lise 2’deyiz, bizim kız grubuyla bahçeden yeni çıkmışız, üstümüz başımız ter. Son ders görsel sanatlar ama hoca projeksiyonu kullanacağı için bilişim sınıfına geçmemiz lazım. Sınıfın anahtarı da bende.
Merdivenlerden yukarı çıkarken Didem gelip önümü kesti. Yanında da her söylediğine onay verip arkasından gelen o yalak iki arkadaşı var. Kendince okulu yönettiğini sanan, sırf marka giyiniyor diye kendini havalı gören tiplerden.
Didem cool görünmeye çalışarak, "Anahtarı bana ver, biz arkadaşlarımla orada oturacağız, sizin ders boşmuş zaten," dedi. Bunu söylerken de yolu kapatacak şekilde önümde durdu, arkasındaki yalakaları da hemen pis pis sırıtmaya başladı. Güya beni baskı altına alacaklar.
Ben hiç geri adım atmadım, doğrudan yüzüne baktım. "Hoca sınıfta bekliyor Didem, yolu açar mısın?" dedim. "Aman ne abarttın ya, uzatma ver işte," deyip anahtarı elimden çekmeye çalıştı. O an elimdeki resim dosyasını pat diye göğsüne doğru vurup bir adım geri çekildim. Bütün koridor bir an sustu, bizim kızlar arkamda toplandı.
"Benim elimdeki anahtarı benden izinsiz alabileceğini sana kim söyledi? Dersimiz boş değil, kenara çekil yoksa müdür yardımcısına gidip koridorda yolumu kestiğini söylerim."
Didem neye uğradığını şaşırdı, yüzü anında renkten renge girdi. Arkasındaki o yalak arkadaşları da müdür yardımcısının adını duyunca bir anda geri vites yapıp sus pus oldular. Didem karizması çizilmesin diye saçını geriye atıp, "Aman tamam be, ne çirkefleştin, sanki sınıf senin," deyip söylene söylene yürümeye başladı, arkasındakiler de kuzu kuzu peşinden gitti.